7. Kitap
                          
 
                               BÜYÜK GÖSTERİ
Zıpzıp ailesinin iki küçük afacanı Sarıkulak ile Pembekulak, televizyon seyrediyormuş. Televizyonda, sirk gösterisi varmış. Sirkte kocaman filler, aslanlar ve palyaçolar bulunuyormuş. İki kardeş, sirkteki gösteriye hayran kalmış. Bir süre sonra, sahneye bir palyaço çık­mış. Şaşırtıcı hareketler yapmış. Kocaman şapkasını çıkarmış ve bir masanın üzerine
koymuş.                                                       
Daha sonra şapkayı, şöyle bir sallamış. "Hokus, pokus!" yapmış. Şapkadan, önce duman, sonra da bir tavşan çıkmış. Seyirciler, coşkuyla palyaçoyu alkışlamışlar. Sarıkulak da ayağa kalkmış, televizyonda­ki palyaçoyu alkışlıyormuş. Sarıkulak:
- Ben de şapkadan tavşan çıkarmak isti­yorum, diye haykırmaya başlamış.
Pembekulak:
- Herkes, şapkadan tavşan çıkaramaz. Boşuna bu işe kalkışma. Onlar, eğitim almış usta insanlar. Bu beceriler, çalışmakla elde edilebilir, demiş. Kardeşini uyarmış.
Sarıkulak,   Pembekulak'ı dinlemiyormuş.
- Ne var? Onlar yapabiliyorsa, ben de ya­parım, demiş. Hemen dışarıya çıkmış. Amacı, önce bir şapka bulmakmış.
Az sonra, elinde kocaman bir hasır şap­kayla geri dönmüş. Sonra, Pembekulak'a:
- Şimdi ben şapkanın içine gireceğim. Sen de eline bir sopa alıp "Hokus, pokus!" diye­ceksin. Ben de o zaman şapkadan dışarı çıkacağım, demiş.
Pembekulak, kardeşi Sarıkulak'ı kırama­dığı için buna razı olmuş. Birkaç deneme yapmışlar ve başarılı olmuşlar. 
 Sarıkulak:
- Şimdi, yavru hayvanları çağıracağım. Bu gösteriyi onlara da yapacağız, demiş. Sonrada eline bir megafon alarak dışarıya çıkmış. Elindeki megafonla:
-Büyük gösteriyi seyredin, diye bağırıp duruyormuş. Birkaç arkadaşı, merak edip onu seyret­meye gelmiş.
Sarıkulak, arkadaşları gelmeden şapkanın içine girip saklanmış. Herkes toplanınca Pembekulak, eline sopasını almış ve "Hokus, pokus!" demiş.
Ama, şapkadan çıkan olmamış. Pembeku­lak, bir daha "Hokus, pokus!" diye bağırmış. Yine ses gelmemiş. Pembekulak:
- İyi misin kardeşim, diye sormuş. Sarıkulak:
-Kurtarın beni!   Sıkıştım burada, diye bağırmaya başlamış. Arkadaşları hemen yardıma koşmuşlar. Sarıkulak, şapkanın içi­ne öyle sıkışmış ki bir türlü çıkamıyormuş. Sarıkulak:
- Nefes alamıyorum, diye bağırıyormuş.
Sarıkulak'ın babası Uzunkulak, zamanın da yetişmiş. Sarıkulak'ı sıkıştığı şapkadan çıkarmış. Sarıkulak, bu olaydan dersini almış.Bir daha da boyundan büyük işler yapmaya kalkışmamış.
 
 
















Kaya Avcı
 
Reklam
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=