5. Kitap

                        BAL PETEKLERİ
Büyük bir ormanın kenarında bir çiftlik var­mış. Bu çiftliği korumak, havhav ailesinin göreviymiş. Havhav ailesi bu çiftliği çok seviyormuş. İşleri ele pek ağır sayılmazmış. Havhavlar, sabaha kadar çiftlikte dolaşır, nöbet tutarlarmış. Sabah olunca da uyumak için kulübelerine giderlermiş.
Yine bir sabah, Güneş'in doğmasına yakın bir zamanda, kulübeye gidip uyumuşlar.
Daha yeni uyudukları sırada bir gürültüyle uyanmışlar. Çiftlik sahibi bağırıyormuş:
- Hey, kalkın bakalım!
Havhavlar, gözlerini zor açıyormuş.
Çiftlik sahibinin elinde parçalanmış bal pe­tekleri varmış. Çiftlik sahibi, Karabaş'a:
-Siz hâlâ uyuyun! Birileri bal peteklerini dağıtmış. Bütün balları yiyip bitirmişler, demiş.
Karabaş, kendi kendine:
- Gece boyu uyumadık, nöbet tuttuk. Bu balları kim yemiş olabilir, diye düşünmüş.
Karabaş ile çiftliğin sahibi, bal peteklerinin bulunduğu yere gitmiş. Çiftlik sahibinin elinde tüfek varmış.
Karabaş, balı yiyen hayvanın kokusunu almış. Bal peteklerinin yanında, bazı hayvan
izleri varmış. İzler, çiftliğin yanındaki ormana doğru gidiyormuş. Yol boyunca bazı petek parçalarına da rastlamışlar.Karabaş ile çiftlik sahibi, balları yiyen hay­vanı bulmak için yollarına devam etmiş. Karabaş, hızını iyice artırmış. Bir oyuğun önünde durmuş. Orada tavşan ailesinin yaşadığını biliyormuş.
İçeride tavşanları gören Karabaş:          "
-Sakın dışarıya çıkmayın! Sessiz olun! Bizim çiftliğin sahibi, elinde tüfekle geliyor. Görürse sizin canınızı yakabilir,demiş.
Karabaş ile çiftlik sahibi, bir tepeye tır­manmaya başlamış. Bir mağaranın önüne gelmişler. Karabaş, tarlada aldığı o kokuyu burada da almış. "Çiftliğe girip balları yiyen hangi hayvansa burada yaşıyor." diye düşünmüş.
Karabaş'ın bir şeyler bulduğunu anlayan çiftlik sahibi:
- Demek balları yiyen hayvan burada ya­şıyor, diye söylenmiş. Sonra da mağaranın içine girmiş.İçeriye giren çiftlik sahibi, korkunç bir homurtu duymuş.İçeride kocaman bir ayı var­mış. Çiftlik sahibi, son anda kendini dışarıya atmış. Karabaş'ı bile beklemeden çiftliğe doğru kaçıp gitmiş.
Karabaş, önce ne olduğunu anlamamış. Derken, ayı ininden dışarı çıkmış. Elindeki balı yiyormuş. Ayı, balı Karabaş'a da göstermiş:
-Merhaba dostum! Bal mı istiyorsun? bunlar hem çok lezzetli hem de çok besleyici, demiş. Karabaş':
- Bal, çok lezzetli olabilir. Ama izinsiz ola­rak onları alıp yiyorsun. Bu davranışın doğru
değil, demiş.
Ayı, Karabaş'ın söyledikleri karşısında çok şaşırmış. Balı yerken, izin alması gerektiğini hiç düşünmemiş. Ayı:
- Balı yemek için izin mi almalıydım, diye sormuş. Karabaş:
- Elbette izin almalıydın. Çiftlik sahibi o petekleri yaptırdı. Arıları satın aldı. Balların bir bölümünü alıp satacaktı. Sen hiç emek ver­meden balları alıp yiyorsun, demiş.
Ayı, bu duruma çok üzülmüş. Karabaş'a:
- Peki Karabaş, ben şimdi ne yapmalıyım? Bu hatamı nasıl düzeltmeliyim, demiş.
Karabaş:
-Çiftlik sahibinden özür dileyebilirsin. Bir daha petekleri dağıtmayacağına, ballan yemeyeceğine söz verebilirsin, demiş. Karabaş ile ayı, çiftliğe doğru yürümeye başlamış. Bir süre sonra çiftliğe gelmişler. Çiftlik sahibi, ayıyı görünce hemen tüfeğini almış. Ayıya doğrultmuş. Karabaş:
- Durun, ne yapıyorsunuz? O, sizden özür dilemeye geldi. Yaptığından dolayı çok üzgün, demiş. Ayı, çiftlik sahibinden özür dilemiş. Çiftlik sahibi de ayıyı affetmiş. Ayı, bir daha bal pe­teklerine zarar vermemiş. Zarar vermeyi düşü­nen hayvanlara da engel olmuş. Böyle olunca
da, havhavların işi biraz daha kolaylaşmış.













Kaya Avcı
 
Reklam
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=