1-İ Sınıfı Türkçe Ev Çalışmalarım















            NEŞİN UYUDUĞU YER
 
neş, sasız defa doğup batmaktan yorulmuştu. Birazcık uyumak istedi. “Nerede uyurum?” diyeşündü. Belki yerzünde uyuyacak bir yer bulabilirdi.
Denize sordu:
— Affedersiniz, öyle çok yoruldum ki... Sizin üzerinizde uyuyabilir miyim?
Deniz:
— Üzerimde uyumazı isterdim ama çok sıcaknız. Üzerime yatğınızda ben kurur giderim. Ben kurursam balıkların hepsi de ölür, dedi. Güneş, denizde uyuyamayacağıanlamış. Yağmur yük buluta sordu. İnsanların yağmura ihtiya olduğunu anlattı bulut. Güneş, üzerinde uyursa yağmurlar buharlaşırdı. Güneş, oradan da ayrıldı. Bir bahçede küçük bir çocuk gör. Çocuk, elindeki papatyanın yapraklanı sayordu. Güneş çocuğa seslendi:
— Beni uyutacak yerin var mı?
— Çocuk sevinçle ellerini çırparak:
— Elbette var, gelsene dedi.
neş, hafifçe çocuğun kollana indi. Bahçe
şaşırdı. Karıncalar şaşırdı. Serçeler şaşırdı, papatyalar şaşırdı. Çocuk hiç şaşırmamıştı. Uyuma içinneşi kalbine yatırdı. Güneş çok yorgundu. Çocuğun kalbinde tat bir uykuya dal. Çocuk, papatya yapraklanı saymaya  devam etti. Güneşi gökzünderemezseniz sakın telaşlanmayın. Çünkü o, yine yorulmuş ve uyuyabileceği tek yere gitmiştir. O çük kalbe...                             
                                      Mev
na İdris ZENGİN
                                                (Kısaltılmıştır.)


HAYALLE  SEVMEYEN KRAL
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, çok uzak bir ülke varmış. Bu ülkede tün hayaller, kurulduğu anda gerçek olurmuş. Herkes mutlu mutlu hayaller kurar, onların gerçekleşmesini neşe içinde izlermiş. Günün birinde hayallere düşman olan bir kral başageçmiş. Hayal kurmayı herkese yasaklamış. Bütün askerlerine:
— Çabuk gidin ve bu ülkede hayal kurmanın yasak olduğunu dört bir yana duyurun, demiş.
— Duyduk duymadık demeyin. Artık hayaller yok.Gerçekler
var. Vaktinizi hayal kurmakla değil, iş yapmakla geçirin! Bundan sonra kim hayal  kurarsa sarayın hapishanesine alacak! Bunu duyan insanlar hayal kurmaktan
korkar olmuşlar. Sık sık çocuklana:
— Sakın ha hayal kurmayın, diye hatırlatmışlar. Fakat Ahmet, “Hayal kurmanın ne zararı olabilir ki?” diyeşünmüş. Kendi kendine, “Ben hayal kurmaya devam ederim ama hiç kimseye hayallerimden bahsetmem. Böylece kralın da hayal kurduğumdan haberi olmaz.” demiş ve gizlice hayal kurmaya devam etmiş. Gün geçtikçe insanlar hayal kurmayı özler olmuşlar.Yaşama sevinçlerini kaybetmişler. Bir gün toplanıp krala gitmişler:
—Biz hayal kurmayınca mutsuz oluyoruz. Hayal kurmaya devam etmek istiyoruz, demişler.Fakat kral onları anlamak istemiyormuş.
—Herkes evine dönsün, diye bağırmış. Burada hayal filan kurulmayacak! Hayal kurup tembel tembel oturma devri çoktan geçti! Gel zaman git zaman, tün ülke halhayal kurmaunutmuş. Bir gün Hayaller Ülkesi’ne bir ejderha gelmiş. Ağzından çıkan alevlerle herkesin evini ve bahçesini yerle bir etmiş. Bu duruma çok ülen kral, bir çözüm
yolu aramış ama hayal kuramağı için bulamamış. Halna haber göndermiş:
— Bu ejderhadan kurtulmanın çaresini hep beraber bulalım, demiş. Ama kimsenin akna bir çare gelmemiş. Çünhayal kurmaya kurmaya, hayal kurma yeteneklerini kaybetmişler. Kralın askerleri ejderha ile savaşıyorlar fakat bir türlü ejderhayenemiyorlarmış. Sonunda ejderha, kralın saranın kana kadar gelmiş. Kra esir alıp zindana hapsetmiş. Kral halkından yardım bekliyormuş. Fakat boşuna. ÇünAhmet dışında hiç kimse hayal kurayor, çözüm üretemiyormuş. Ahmet bir gün ejderhanın zindanın yanından geçerken tutsak kralın iniltilerini işitmiş. Hayal kurmayı yasaklağı için krala kızgınmış. Fakat yine de ona amış. Kendi kendine:
— Ben en iyisi kralı kurtarmanın yolunu hayal edeyim,demiş.Bir
a
ğacın alna oturmuş, başlamış hayal kurmaya Önce her tarafın yağmur bulutla ile dolu olma hayal etmiş. O anda

 
           YILDIZLAR  VE    DÜŞLER


      Hafta sonuşada çok güzel bir hava var. Günlük ödevlerimi bitirdikten sonra arkadaşlama telefon ettim. Sokağımızdakiçük çocuk parkında buluşma önerdim. Kabul ettiler. Çisil, Özlem ve Gonca’yla birlikte parkta dolaşmaya başladık. Her taraf yemyeşildi. Parktaki banklardan birine oturduk. Gelecekten, düşlerimizden konuştuk.
rekli meslek
değiştiren
ben, artık turizmci
olmak istiyordum. Çisil isehendis olacak, bir yandan
da resim yapacak. Gonca, ses
sanatçı
olmayı kafana koymuştu. Özlem, gazeteci olmayı düşüyordu.


      Parkta uğurcekleri var. Onları incitmeden elimize aldık. Geleceğenelik dileklerimizi diledikten sonra uçurduk. Böcekler
bize uğur getireceklerdi. Arkadaşlarla aramızda sözleştik.
Nerede olursak
olalım, başlazı koparmayacaktık. Birbirimize destek verecektik. Gonca, yeni bir teklif attı ortaya:



Annelerimizden izin alalım, bu gece terasta yıldızlaseyredelim. Herkes kabul etti. Akşam yemeğinden sonra terasta buluştuk. Gece
kapkaranlıktı.
Gökzü yıldızlarla süslenmişti.


Çisil:



Haydi kızlar,
herkes bir yılzın
kanana
tutunsun.


Gökzünde yolculuğa çıkalım, dedi.


Her
birimiz gökzünden seçtiğimiz bir yılzın


kanana tutunduk. Herkes kendi yılzıyla maya başladı. Arkadaşlamın düşlerini merak ediyorum. Uçuş bittiğinde haydi herkes uçarken kurduğu düşü anlatsın, diyeceğim. Önce kendim anlatmaya başlarım.


— Sonra uçuşumuzun karakalem resmini yaparız Hâuçuyoruz yıldızlarla! Düşlerimiz o sonsuz boşlukta büyor. O sonsuz boşlukta evimizi şüyorum.


                         
Meh
met MADEN


                           (Düzenlenmiştir)




















Kaya Avcı
 
Reklam
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=